Olumlu Haber

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Genel
  4. »
  5. Atatürk’ün hislerimin babası dediği Namık Kemal’in 136’ıncı vefat yılı

Atatürk’ün hislerimin babası dediği Namık Kemal’in 136’ıncı vefat yılı

adminn adminn -
144 0
AA

Namık ismini şair Eşref Paşa’dan alan, asıl ismi Mehmet Kemal olan usta edebiyatçı, 1 Aralık 1840’ta 2. Abdülhamid’in müneccimbaşısı Yenişehirli Mustafa Asım Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın çocukları olarak Tekirdağ’da doğdu.

Namık Kemal, 1848’de annesi Fatma Zehra Hanım’ı kaybedince çocukluğunu Tekirdağ Valisi dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’da geçirdi.

Afyon müftüsü Buharalı Hacı Velid Efendi’den gördüğü eğitimin yanı sıra özel derslerle de Arapça ve Farsça lisanlarını öğrenen Namık Kemal, Afyon Mevlevi Tekkesi neyzenbaşı Coşkun Dede’den tarikat yollarını öğrendi.

İLK ŞİİR DENEMELERİ

Mart 1853’te Kars kaymakamlığına tayin edilen dedesiyle bu kente taşınan Kemal, 1,5 yılda Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi’den tasavvuf ilmini, divan edebiyatını öğrendi ve hocasının da teşvik etmesiyle birinci şiir denemelerini kaleme aldı.

Kara Veli Ağa ismindeki kır serdarından avcılık, atıcılık, cirit oyunu dersleri alan şair, babasının 1855’te Filibe kentine mal müdürü ve dedesinin Sofya Kaymakamlığına atanması ile Sofya’ya gitti ve 16 yaşındayken Niş kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesibe Hanım’la evlendi.

NAMIK İSMİ…

Çiftin Feride, Ulviye ve Ali Ekrem isminde üç çocuğu olurken, Sofya’da konutlarına ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra bir mahlas düzenleyerek asıl ismi “Mehmet Kemal” olan usta edebiyatçıya “Namık” ismini verdi.

Sofya’da Fransızca öğrenen ve 1857’de İstanbul’a dönen Namık Kemal, birinci misyon yeri Bab-ı Ali Çeviri Odası’nda katip olarak çalıştığı devirde değerli düşünür ve sanatkarlarla tanışma imkanı bularak fikir dünyasını oluşturmaya başladı.

Edebiyatta Batılılaşmanın birinci adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanıştı ve Şinasi’nin çıkardığı Tasvir-i Efkar gazetesinde fıkra ve tercüme yazıları yazdı.

YENİ OSMANLILAR CEMİYETİ

Kemal, 1865’te Şinasi’nin Fransa’ya gitmesiyle kendisine bıraktığı gazeteyi tek başına çıkarmaya başladı.

Namık Kemal, kuruluşu 1865’e dayanan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti ismiyle ortaya çıkan “İttifak-ı Hamiyet” isimli saklı derneğe katıldı, “Tasvir-i Efkar” gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar kaleme aldı. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867’de kapatıldı.

ZİYA PAŞA İLE PARİS YILLARI

Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali yardımcısı olarak atandı, ancak bu misyona gitmeyi erteleyerek Mustafa Fazıl Paşa’nın daveti üzerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e gitti.

Fransız hükümetinin Genç Osmanlılara ülkeyi terk etmelerini söylemesi üzerine Londra’ya geçen Namık Kemal ve arkadaşları, 1868’te Mustafa Fazıl Paşa’nın maddi dayanağıyla Ali Suavi ile “Muhbir” ve “Hürriyet” gazetelerini çıkardı.

Namık Kemal, çeşitli uyuşmazlıklar sonucu, Avrupa’da takviyesiz kalınca, 1870’te Zaptiye Nazırı (Güvenlik Bakanı) Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü.

Sadrazam Ali Paşa’nın vefatından sonra Ebüzziya Tevfik Bey’le birlikte 1872’de İbret gazetesini çıkaran Namık Kemal’in, muhalif yazılar yazdığı için gazetesi kapatıldı ve mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Namık Kemal, kaymakamlık misyonundan azledilince 1873’te İstanbul’a döndü ve sonra tiyatroyla ilgilenmeye başladı.

MAGOSA’YA SÜRGÜN EDİLDİ

Gedikpaşa Tiyatrosu’nda 1 Nisan 1873’de “Vatan Veya Silistre” oyununu sahneleyen Kemal, oyunu izleyenlerin galeyana gelip olay çıkarması üzerine birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı ve Magosa’ya sürgün edildi.

Sanatı toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanan şair, yapıtlarını halkın anlayabileceği sade bir lisanla yazmayı amaçlarken, Fransız edebiyatını örnek aldı ve romantizmin tesirinde kaldı.

Kemal, Birinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a dönerek danıştay üyeliği yaptı ve Kanun-ı Esasi’yi hazırlayan konseyde misyon yaptı.

Sırasıyla, 1879’da Midilli, 1884’te Rodos ve 1887’de Sakız Adası kaymakamlığı yapan şair, yakalandığı zatürre hastalığından kurtulamadı.

Namık Kemal, 2 Aralık 1888’deki vefatının akabinde Sakız Adası’ndaki bir caminin haziresine defnedildi. Daha sonra cenaze, vasiyetine uyularak Ebüzziya Tevfik’in padişaha müracaatı üzerine Gelibolu’ya nakledildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web sitemizde size mümkün olan en iyi deneyimi sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Kabul Et